SAVAŞ ve HAVA KİRLİLİĞİ... (Fotoğrafa tıklayınız)

 

SAVAŞ ve HAVA KİRLİLİĞİ

Prof.Dr.Yücel TAŞDEMİR

U.Ü.Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü

 

Savaşın toplumsal ve ekonomik zararlarının yanı sıra çevrede meydana getirdiği etkiler de oldukça önemlidir. Savaşlar sonunda birçok çevre felaketi meydana gelmekte ve bu felaketlerin etkileri sınır tanımaksızın yayılmaktadır. Savaş sırasında ortaya çıkan çeşitli kirletici emisyonlar sulara, havaya ve toprağa karışarak temiz bölgeleri de etkileri altına almaktadırlar.  

Su, atıksu ve altyapı tesislerinde savaş sırasında meydana gelen tahribatların ortaya çıkardığı etkilerin yanında insanların soluduğu havada oluşan etkiler de önemli bir yer tutmaktadır. Yıkılan binalar, çıkan yangınlar, kimyasal tesislerde meydana gelen patlamalar ve petrol kuyularının yanması sonucu oluşan olumsuz etkiler insan ve diğer canlıların hayatını tehlikeye sokmaktadır. Hava kirlenmesi meydana getiren emisyonlar, savaş sırasında açığa çıktığı gibi savaş sonrası yeniden yapılanma ve atmosferde meydana gelen kimyasal reaksiyonlarla da oluşmaktadır.

Savaş sırasında oluşan hava kirletici emisyonlar, birincil kirleticiler ve ikincil kirleticiler olarak iki ana başlıkta incelenebilir. Birincil kirleticiler, doğrudan kaynaktan çıktığı şekliyle etkili olan maddeler olarak bilinirler. İkincil kirleticiler ise atmosfere verildikten sonra bazı dış faktörlerin etkisiyle fiziksel, kimyasal ve biyolojik reaksiyonlar sonucu bir kirleticiye dönüşen maddeler olarak bilinirler. Gazlar ve partikül maddeler (tozlar) birincil kirleticiler olarak değerlendirilirken örneğin SO2’nin yağmur damlaları ile birleşerek asit yağmurlarını oluşturması da ikincil kirletici olarak bilinir. 

Mart 2003’de Irak’ta yaşanan savaş sırasında oluşan hava kirliliği ve etkileri hakkında şimdilik bir araştırma yapılmamış olsa da teorik olarak oluşabilecek kirleticiler ve etkileri hakkında literatürde yeterli miktarda bilgi mevcuttur. Ayrıca bazı araştırmacılar tarafından 1991’deki Körfez Savaşı, 1999’daki Kosova Savaşı sonrasında oluşan hava kirliliğine yönelik bazı çalışmalar yapılmıştır.  Al-Khalaf (1998) ve Vukmirovic vd. (2001) araştırmacılarına göre genellikle petrol kuyularının yanması başta olmak üzere kimyasal tesislerin bombalanması ve bunun sonunda ortaya çıkan yangınlar ve yıkımlar temel hava kirletici kaynak olarak kabul edilirler.

Savaş sırasında yapılan bombardımanlar birçok alanda yıkım ve yangın meydana getirir. Bunlar bina yangınları, orman yangınları ve petrol kuyuları yangınlarıdır. Bu yangınların hepsinde de atmosfere çeşitli hava kirleticiler verilir. Ancak bunların içinde en önemlisi petrol kuyularının yanmasıdır. Fosil yakıtın hammaddesi olan petrol, içeriğinde oldukça çeşitli ve tehlike arz eden kirleticiyi bulundurur. Bunların yanması sonucu oluşan emisyonlar içinde tehlikeli hava kirleticiler ve insan ve tüm canlılara olumsuz etkisi bulunan gazlar ve tozlar açığa çıkar. Özellikle Körfez Savaşları’nda petrol kuyularının yanması en büyük hava kirliliğini oluşturduğundan, bu kısım detaylı olarak ele alıncaktır. Petrol kuyularının yanmasından çıkabilecek muhtemel kirletici kompozisyonları ve etkileri aşağıda kısaca özetlenmiştir:

Petrol Kuyularının Yanması Sonucu Oluşabilecek Hava Kirleticiler

  1. Hidrokarbonlar:

Benzen birçok bitki ve hayvanda düşük miktarlarda bulunur. Volkanik patlamalar ve orman yangınları doğal kaynakları arasında yer alsa da asıl büyük kaynak ham petrolün ve benzinin yanması ve kimyasal tesislerden çıkan emisyonlardır. İnsanların en çok maruz kaldığı benzen kaynakları ise benzin istasyonları, sigara dumanı ve araçlardan çıkan dumanlardır. Benzen, genellikle insanlarda genetoksik etkiler yani kromozomal etkiler meydana getirir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

 

 

Çok uçucu bir bileşiktir. En yaygın kaynağı petrolden olan buharlaşmadır. Havada genellikle mg/m3 düzeyinde bulunur. Toluen genellikle akciğerler ve gastroentestinal sisteme kolayca girer ve absorbe edilir. Düşük ve orta derecede toluene maruz kalınması sonucu sinir sisteminde bazı olumsuz etkiler meydana getirebilir.

 

 

Ksilen, petrolde ve kömür katranında doğal olarak oluştuğu gibi yangınlar sırasında da oluşabilir. Benzen ve toluen ile birlikte benzine katılırlar (BTX). Ayrıca sentetik malzeme endüstrisinde de yaygın bir şekilde kullanılır. Benzen ve toluene göre insan sağlığına daha az etki yapar; kısmi olarak kronik etkiler meydana getirirler. 100-300 ppm’lik konsantrasyonları vücuda girdiğinde göz, burun ve boğazda tahrişe sebep olurlar ve hafızada gerileme meydana getirirler.

 

 

Petrolün, kömürün, gazın, orman vejetasyonunun ve diğer organik bileşiklerin eksik yanması sonucu oluşurlar. Yarıuçucu özelliklerinden dolayı partikül ve gaz formda bulunabilirler. Kanserojen tipleri olsa da tüm türleri hakkında yapılan çalışmalar sonuçlanmamıştır. Atmosferdeki konsantrasyonları kırsal alanlarda 20-1200 mg/m3, kentsel alanlarda 150-19.300 mg/m3 civarındadır. Gaz formundaki ve 5 mikrondan küçük partiküllere sorplanmış PAH’lar üst solunum yollarından geçerek insan bünyesine ulaşırlar. Bu da bazı türlerinin  kanserojen özelliği olduğu bilinen PAH’ların insan vücudunda birikmesine sebep olur.

 

ABD’nin Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından Ortam Havası Kalite Standardı değerleri bazı kirleticiler için Tablo 1’de verilmiştir.

 

 
Tablo 1. Dış Ortam Havası Kalite Standartları (EPA)

 

Kirletici

Süre

Konsantrasyon

Ozon (O3)

8 saat

0,080 ppm

(160 µg/m3)

PM10

Yıllık ortalama

50 µg/m3

24 saat

150 µg/m3

PM2,5

Yıllık ortalama

15 µg/m3

24 saat

65 µg/m3

Karbon Monoksit (CO)

8 saat

9 ppm (10 µg/m3)

1 saat

35 ppm(40 µg/m3)

Azot Dioksit (NO2)

Yıllık ortalama

0,053 ppm (100 µg/m3)

Kurşun (Pb)

3 ay

1,5 µg/m3

Kükürt Dioksit (SO2)

Yıllık ortalama

0,030 ppm (80 µg/m3)

24 saat

0,14 ppm (365 µg/m3)

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 2, uçucu organikler (VOC’ler) ve bazı klasik kirleticiler için ölçülen atmosferik konsantrasyon değerlerini göstermektedir.

 

Tablo 2. Belirli zaman periyotlarında ölçülen kirletici konsantrasyonları (www.gulflink.osd.mil)

 

Kirletici

Mart 13-20, 1991

Mart 24-27, 1991

Medyan

Aralık

Medyan

Aralık

 PM (mg/m3)

145,000

10 - 5.400,00

276,000

34 - 935,000

 SO2 (ppm)

1,000

0 - 2,000

1,500

0 - 2,000

 H2S (ppm)

0,0125

0 - 0,042

0,0025

0 - 0,003

 VOC’ler (ppm)

0,800

0 - 2,500

0,450

0 - 0,600

 

 

 

  1. Klasik Hava Kirleticiler:

 

 

 

Partikül maddeler (PM) katı veya sıvı halde bulunabilirler. Küçük çaplı PM’ler (5 mm) üst solunum yollarından geçip, akciğerlere girerler ve alvollere çökerler (Taşdemir, 2000). Bu yüzden son yıllarda PM10 ile ilgili standartlar kullanılmaktadır. PM’lerin başlıca sağlık etkileri şöyle sıralanabilir: Mevcut solunum ve kalp hastalıklarında kötüleşmeler, yabancı materyallere karşı vücudun savunma mekanizmalarında değişiklikler, akciğer dokularında hasarlar ve erken ölümler (Taşdemir, 2000). Partiküller doğrudan atmosfere deşarj edilebildiği gibi gaz haldeki SOx, NOx ve uçucu organik bileşikler (VOC’ler) gibi kirleticilerin dönüşümü ile de oluşabilirler.

 

Tablo 3’de 1991 yılında Kuveyt ve Suudi Arabistan’da ölçülen PM değerleri verilmektedir. Bu değerler, oldukça yüksek olup, WHO’nun verdiği değerlerin bir hayli üzerine çıkmıştır.

 

Tablo 3. Mayıs-Ekim 1991 periyodunda ölçülen PM10 konsantrasyonları (www.gulflink.osd.mil)

 

İzleme İstasyonu

Ortalama Konsantrasyon

(mg/m3)

Maksimum Konstrasyon

(mg/m3)

ABD Elçiliği, Kuveyt

670,6

1105,7

Kral Khalid Askeri Kenti, Suudi Arabistan

298,6

923,5

Khobar Towers, Saudi Arabia

267,8

433,8

Al Jubayl, Suudi Arabistan

279,6

360,7

Askeri Hastane, Kuveyt

497,1

759,0

Al Eskan Köyü, Suudi Arabistan

271,1

697,5

Camp Thunderock, Kuveyt

264,6

365,7

Ahmadi Hastanesi, Kuveyt

367,5

544,1

 

 

 

 

Kükürt içeren fosil yakıtların yakılması sonucu ve doğal olaylar sonucu oluşur. Renksiz bir gaz olan SO2’nin koku eşik değeri 0,5 ppm’dir. Önemli sağlık problemleri arasında solunuma etkiler, akciğerlerin savunma mekanizmasının kırılması, mevcut solunum ve kalp hastalıklarında kötüleşmeler ve ölüm sıralanabilir (Taşdemir, 2000a).

 

 

Renksiz ve atmosferik konsantrasyonlarda kokusuz bir gazdır. CO, kandaki hemoglobinle oksijene göre çok daha hızlı bir şekilde birleşebildiğinden, kandaki oksijen miktarını azaltır. Böylece doku ve organlara oksijen taşınımı engellenerek zehirlenmeler meydana gelir. Yüksek konsantrasyonlarda görüntü ve zihinsel algılamalarda bozukluklar ortaya çıkar (Taşdemir, 2000a).

 

 

Genellikle NO ve NO2 olarak anlaşılır. NO kırmızımsı-kahverengi renkte olup koku eşik değeri 0,2 ppm’dir. Troposferik ozon oluşumunda etkin rol oynar. NO2 de troposferik ozon oluşumunda etkili olmakla birlikte akciğerleri tahriş eder, bronşite sebep olur ve vücudun solunum enfeksiyonlarına karşı direncini azaltır (Taşdemir, 2000a).

 

 

  1. Diğer Hava Kirleticiler:

 

 

Yukarıda bahsedilen kirleticilere göre en bariz etkiye sahip olan kirleticiler asit oluşturan kirleticilerdir. Bunlar içinde ise en yaygın SO2’nin oluşturduğu Sülfürik asittir (H2SO4). Atmosferdeki asidik aerosol konsantrasyonu yaklaşık 100 mg/m3 değerine ulaşınca akciğerlerdeki tahriş etkisinin başladığı bildirilmektedir. Bunu yanında NOx’ler ise nitrik asit (HNO3) oluşturan diğer bir kirleticidir.

 

 

0,5 mg/m3’ün altındaki metal konsantrasyonlarında akut bir sağlık etkisi rapor edilmemiştir. Ancak bu çalışmalar hayvanlar üzerinde yapılmış insan üzerindeki çalışmalar araştırma safhasındadır. Atmosferde yapılan ölçümlerde karşılaşılan en yaygın metaller Arsenik (As), Berilyum (Be), Kadmiyum (Cd), Krom (Cr), Demir (Fe), Kurşun (Pb), Civa (Hg), Nikel (Ni), Vanadyum, Çinko’dur (Zn).

 

Savaş sırasında ve sonrasında atmosfere verilen kirleticilerin tür ve konsantrasyonlarının tespitine yönelik çalışmalar yapılmış ve rapor edilmiştir. Savaş sırasında kimyasal endüstri tesislerinin bombalanması, petrol kuyularında meydana gelen yangınlar ve binaların yıkılması sonucu oluşan emisyonlarda yukarıda bahsedilen kirleticilerle birlikte tehlikeli hava kirleticiler de atmosfere verilirler. Tehlikeli hava kirleticiler (THK), asbest, klor, bazı organik maddeler (çok halkalı organik bileşikler, bifeniller, benzen, DDE, formaldehit, hekzan, fenol, vinil klorür, ksilen), bazı inorganikler (hidroklorik asit, hidrojen florür, fosfor ve bazı ağır metaller) ve radyoaktif maddeler olarak bilinir. Görüldüğü gibi yukarıda bahsedilen kirleticilerin bazıları THK’ler içine girmektedir (Taşdemir, 2000b). Özellikle kimyasal endüstri tesislerinin çeşidine ve üretim maddesine göre atmosfere deşarj edeceği veya savaş sırasındaki olaylar sonuca atmosfere vereceği kirletici türü ve miktarları da değişkenlik gösterir.

 

1991 yılındaki Körfez Savaşı esnasında bazı ölçüm istasyonlarından elde edilen kirletici konsantrasyonları Tablo 4’te ve savaş sırasında atmosfere yayılan kirletici deşarjlarını gösteren resimler de Şekil 1’de sunulmaktadır. 

 

 

Tablo 4. Kuveyt’teki bazı petrol kuyuluranın yanması sırasında yayılan dumandaki ortalama gaz ve partiküllerin konsantrasyonları (µg /m3)

 

Duman Tipi ve Örnekleme Tarihi

CO2

TOCa

CO

İs (kurum) Elementel Karbon

CH4

SO2

NOx

Partiküller

< 3.5 µm

Super-kompozit duman (Kuveyt Kenti’nden 160 km rüzgar yönünde)

28 Mayıs 1990

10.313

(98,1)

92

(0,9)

52

(0,5)

36

(0,3)

20

(0,2)

215

4

241

Super-kompozit duman (Yangınlardan 20 km rüzgar yönünde)

12 Haziran 1990

29.143 (95,1)

915

(3,0)

264

(0,9)

224

(0,7)

99

(0,3)

423

25

910

Siyah duman

(Umm Qudair sahası)

9 Haziran 1990

8.107

(90,7)

599

(6,7)

151

(1,7)

58

(0,6)

19

(0,2)

455

4

166

Beyaz duman

(Kuzey sahası)

8 Haziran 1990

35.893

(99,2)

118

(0,3)

137

(0,4)

33

(0,1)

15

(0,04)

1041

29

1.093

Havuz Yangını  (Minagish sahası)

2 Haziran 1990

15.536

(97,1)

37

(0,2)

106

(0,7)

308

(1,9)

13

(0,1)

1326

16

790

aTOC = Buhar fazdaki toplam metan olmayan organik karbon.

 

 

 

Kaynaklar

 

  1. Taşdemir, Y. , 2000a, “Deprem sonucu çıkabilecek yangınların oluşturacakları klasik hava kirleticilerin seviyeleri ve etkileri”, Müh.Mim.Fak. Dergisi, Deprem Özel Sayısı, 6,1
  2. Taşdemir, Y., 2000b, “Tehlikeli Hava Kirleticilerin (THK’lerin) Emsiyon ve sızmalarının Çevresel Etkileri ve Yasal Düzenlemeler
  3. Vukmirovic, Z.B., Unkasevic, M., Lazic, L. Ve Tosic, Iv., 2001, “Regional air polltion caused by a simultaneous destruction of major industrial sources in a war zone. The case study of Serbia in April 1999”, Atmospheric Environment, 35, 2773-2782.
  4. Al-Khalaf, B., 1998, “Pilot Study: the onset of asthma among the Kuwaiti Population during the burning of oil wells after the gulf war”, Environment International, 24, ½, 221-225.
  5. www.gulflink.osd.mil
  6. www.epa.gov

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

canadian meds cheap