

Bursa ve çevresinde yapılan araştırmalarda tavuk çiftliklerinin içme ve kullanma sularında
arsenik ve nitrat: Marmara Denizi'nden avlanan balıklarda ve ithal uskumru balığında civa;
İznik ve Uluabat göllerinden avlanan balıklardakadmiyum, civa, bakır, kurşun, demir, çinko; tavuk eti, yumurta ve
tavuk yemlerinde civa; sokak köpeklerinde ve Uluabat gölünden avlanan yaban ördeklerinde kadmiyum, civa, kurşun;
içme ve kullanma sularında arsenik; Bursa Adli Tıp Kurumu'ndan sağlanan insan karaciğer ve böbrek numunelerinde civa
kirlilik düzeyleri belirlendi.
 
CIVA:
Marmara denizinden avlanan balıklarda: 0,044 - 0,310 ppm
İthal uskumru balığında: 0,236 ppm
Uluabat gölü balıklarında: 0,236 ppm
İznik gölü balıklarında: 0,181 ppm
Tavuk etinde: 0,0134 ppm
Yumurtada: 0,0140 ppm
Tavuk yeminde: 0,085 ppm
Karaciğerde: 0,02 ppm
Böbrekte: 0,0244 ppm
Köpek karaciğerinde: 0,180 - 0,233 ppm
Köpek böbreğinde: 0,159 - 0,209 ppm
Yaban ördeği karaciğerinde: 0,545 ppm
Yaban ördeği böbreğinde: 0,351 ppm
İnsanların karaciğerinde: 0,032 ppm
İnsanların böbreğinde: 0,067 ppm
olarak bulunmuştur.
 
KADMİYUM:
Uluabat gölü balıklarında: 0,101 ppm
İznik gölü balıklarında: 0,084 ppm
Köpek karaciğerinde: 0,096 ppm
Köpek böbreğinde: 0,199 ppm
Yaban ördeği karaciğerinde: 1,758 ppm
Yaban ördeği böbreğinde: 3,887 ppm
olarak bulunmuştur.
 
KURŞUN:
Uluabat gölü balıklarında: 0,407 ppm
İznik gölü balıklarında: 0,387 ppm
Köpek karaciğerinde: 0,026 ppm
Köpek böbreğinde: 0,022 ppm
Yaban ördeği karaciğerinde: 0,706 ppm
Yaban ördeği böbreğinde: 0,855 ppm
olarak bulunmuştur.
 
Bakır, demir, çinko için saptanan miktarlar doğal sınırlardadır.
 
ARSENİK:
İçme ve kullanma sularındaki miktarlar:
Şehir merkezinde: 3,401 ppb
İlçeler ve çevresinde: 2,705 ppb
Kır çeşmelerinde: 2,413 ppb
Kuyu sularında: 9,82 ppb
Sığır çiftliklerinde: 5,16 ppb
Tavuk çiftliklerinde: 0,200 - 77,600 ppb
olarak bulunmuştur.
 
NİTRAT:
İçme ve kullanma sularındaki miktarlar:
Tavuk çiftliklerinin % 72,5'inde 50 ppm'in altında; % 27,5'inde 50 - 150 ppm
olarak saptanmıştır.
 
Araştırmalardan elde edilen bulgular, doğal kirlilik düzeylerine yakın olmakla birlikte, İznik ve Uluabat gölleri
balıklarında kadmiyum; Uluabat gölü yaban ördeklerinde kadmiyum ve kurşun miktarlarının doğal kirlilik ve tolerans düzeylerinden
daha yüksek olduğunu göstermektedir.
 
Bursa'da yaşayan kedi, köpek gibi hayvanların metalik kirleticilere yaygın bir şekilde maruz kaldığı belirlenmiştir.
Bu düzeyde metal kalıntılarını içeren su, balık, et, yumurta gibi hayvansal ürünlerin tüketilmesi, halk sağlığı için bir tehlike oluşturmamakla birlikte,
kirlenmenin yakın gelecekte önlenemeyeceği ve başka kaynaklardan da alınması kaçınılmaz olan kirleticiler de dikkate alınırsa
çevre ve besin kirliliği yönünden uyarıcı bir kontaminasyon bulunduğunu söylemek mümkündür.
 

Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü
Bursa ve çevresinde yaptığımız çalışmalarda, bu bölgede çeşitli hayvan gruplarına ait birçok türün varlığı saptanmıştır.
Bunlara örnek verecek olursak, omurgalılardan balıklar grubuna ait Uluabat gölünde yaklaşık 16 tür balık, kurbağalarda kuyruksuz kurbağalara ait 7 tür, kuyruklu kurbağalardan
3 tür yaşadığı tespit edilmiştir. Sürüngenlerden 12 tür kertenkele, 11 tür yılan ve 3 tür kaplumbağa yaşamaktadır. Ayrıca 52 kuş türü ve birçok memeli türünün varlığı bilinmektedir.
Bunlara ilaveten birçok kabuklu, örümcek ve böcek türünün yaşadığı tespit edilmiştir. Böceklerden kelebekler, 46 türdür. Bitkilerin döllenmesinde çok önemli yeri olan Bombus arılarına ait 11
tür yaşamaktadır.
Bursa - İzmir karayolu üzerinde Uludağ Üniversitesi kampüsüne kadar olan bölgede daha önceleri bol miktarda bulunan 3 türe ait kuyruklu kurbağalar, hızlı yapılaşma yüzünden bugün ancak
belli birkaç yerde kalmıştır.
Toprak kurbağası dediğimiz bir tür kurbağa ise Nilüfer Çayı kenarında, bazı bölgelerde D.S.İ'nin diktiği kavak ağaçları sayesinde bu yerlerde korunabilmiştir. Bunların akibetinin ne olacağı belli değildir.
Bursa için bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Teknoloji ve endüstriye ayak uydururken, doğal zenginliklerimizin de korunması insanların geleceği açısından kendi yararlarına olacaktır.
 

Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü
Uludağ denildiği zaman ilk akla gelen kış sporları merkezi ve piknik alanlarıdır. Biyolojik zenginlikler açısından önemi, toplumumuzda fazla bilinmemektedir.
Uludağ'ın tümünde toplam 104 adet bitki türünün endemik olduğu çeşitli bilimsel kaynaklarda bildirilmektedir. Kış sporları merkezinin yer aldığı alpin bölge, dağın bitki zenginliği bakımından en önemli bölgesidir.
Bu bölgede tipik alpin özelliği gösteren 50'den fazla tür endemik olup, toplam 250'nin üzerinde bitki türü yayılış göstermektedir. Ayrıca aynı bölgede Uludağ'a özgü yaklaşık 26 endemik bitki türü yayılış göstermektedir.
Bu sayı Uludağ'ın tümü için yaklaşık 29 kadardır.
Uludağ, kendine özgü iklimsel özellikleri ve buna bağlı orman katları ile zengin canlı türleri yönünden Dünya'da nadir olan yerlerdendir.
 

Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü
Uludağ Üniversitesi'nin Bursa'daki hava kirleticileri ile ilgili olarak gerçekleştirdiği araştırmaların başlıcaları şunlardır:
( 343 - 469 ) mikrogram/metreküp aralığında UVS değer ise 500 mikrogram/metreküp olarak ölçülmüştür.
ÖNERİLER:
Kükürt dioksit ve duman derişimlerinin meteorolojik parametreler ile istatistiki ilişkisi ilk defa Ocak 1986-Ağustos 1987 döneminde TUBİTAK ÇAĞ-118 projesi ile araştırılmıştır.
Görükle, Sırameşeler, Altıparmak, Gençosman kavşağı ve Heykel'de yapılan ölçümlerde kış aylarında her iki kirletici uzun vadeli sınır (UVS) değeri olan 150 mikrogram/metreküp değerinin aşıldığı;
ortalama duman derişimleri ( 95 - 281 ) mikrogram/metreküp, kükürt dioksit derişimi ise 155,474 mikrogram/metreküp olarak gözlenmiştir.
1987 - 1994 döneminde kent merkezinde üç istasyonda Valiliğin koordinatörlüğünde ölçüler kükürt dioksit ve duman derişimleri sonuçları istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.
1987 - 1992 döneminde kükürt dioksitin sınır değerini aştığı saptanmıştır.
1993 1994 döneminde ortalama değerde anlamlı bir düşme gözlenmiştir. Bu sonuçlar, 1993 yılından itibaren ithal kömür kullanımının yaygınlaşması ve 1994 yılında da endüstrinin doğal gaz tüketmeye başlaması ile açıklanabilir.
Duman miktarlarında ise bir değişme olmamıştır. Çünkü dumanı oluşturan başka kaynaklar söz konusudur.
1986 yılında Altıparmak'ta trafiğin yoğun olduğu caddeden 5 metre uzaklıkta alınan hava örneklerinde, kurşun derişimi
1988 yılında Altıparmak'ta trafiğe yoğun 5 metre uzaklıkta alınan hava örneklerinde toplam tanecik derişimlerinin ( 241 - 402 ) mikrogram/metreküp aralığında değiştiği saptanmıştır.
Toplam tanecik derişimi için UVS değer 150 mikrogram/metreküp, kısa vadeli sınır değer ise 300 mikrogram/metreküp olarak gözlenmiştir.
Uludağ Sarıalan'da TUBİTAK'ın desteklediği EUROTRAC/BIATEX projesi ile 3 Mart 1993 tarihinden , Mart 1995 tarihine kadar geçen iki yıllık dönemde:
Yaz aylarında yüksek, kış aylarında düşük olarak ozon, azot oksitler ve toplam tanecik derişimleri ile gün içinde ölçülen ozon, azot dioksit ve azot monoksit derişimlerindeki değişimlerin tipik " fotokimyasal smog1 oluşumu ile ilişkili
olduğu belirlenmiştir.
28 ppb olarak ölçülen ortalama ozon derişiminin Amerikan Hava Kalitesi standartı olan 15 ppb'nin üzerinde olduğu saptanmıştır.
Uludağ'da kükürt sioksit ve toplam taneciğin aynı kaynaktan yayılmadığı gözlenmiştir.
Kükürt dioksit ve azot dioksit arasındaki korelasyon ise farklı iki kaynağın bu kirleticileri etkilediğini göstermiştir.
 
Kötü kaliteli kömür kükürt dioksit ve duman kirliliğine neden olduğundan, doğal gaz ve kükürt ile toplam tanecik derişimi düşük yakıt kullanımı teşvik edilmelidir.
Egzos kirliliğini azaltmak için, egzos emisyonu kontrolleri tüm araçlar için yapılmalı ve kurşunsuz benzin tüketecek araçların üretimi ve kullanımı için yasal girişimler başlatılmalıdır.
Egzos ve diğer kaynaklardan yayılan, çeşitli organik kirleticilerin, bilhassa çalışma atmosferinde ölçümleri sürekli ve daha kapsamlı olarak yapılmalıdır.
Bursa hava kirliliği ölçüm ağı kurularak, il bazında hava kirliliği haritaları hazırlanmalıdır. Böylece kentleşme, insan sağlığı ve stratejik açıdan önemli olan bilgiler üretilmiş olur.
